Profesör Doktor Ömer Ayhan Kalyoncu | Psikiyatrist
Facebook'ta takip edin Twitter'da takip edin RSS Servisi

Adet Dönemleri ve Ruh Sağlığı



Ben bir kadınım, 
ve kadına özgü hiçbir şey 
bana yabancı olamaz.

Terentius


İLK ADET

 

 

Ergenlik döneminde cinsel hormonların çalışmasına bağlı oluşan bedensel değişimlerin anlamını bilmeyen kızlarda görülen şaşkınlık ve korku önemlidir. Halbuki daha önceden yeterli bilgilendirme sağlanmışsa verilen tepkilerde sağlıklı olur. Aslında her ne kadar bilgilendirilmiş olsalar bile çocukluktan genç kızlığa geçiş döneminde, ki ergenleri ilk âdet kanaması çoğu kez ansızın yakalar. Hızla girilen ergenlikte, genç kızların bedenlerindeki değişmeleri benimsemeleri zaman alacaktır. Bu dönemde hissedilen yoğun duygulardan dolayı tedirginlik olabilir. 
Ruhsal olgunlaşması geciken genç kızlar, çocukluktan kopmak istemediklerinden bedensel gelişimlerini yavaşlatmaya çalışabilirler. Annesini sürekli mutsuz ve şikayetçi gören genç kız, kadın olmayı da ezilme ve acı çekme olarak algılayabilir. Böylece genç kızlığa girişi sevinilecek bir aşama olarak değil, tam tersi erişkin olmanın getirdiği sıkıntıları yaşamak olarak hissedebilir. Olumlu ebeveyn modeli ile birlikte yeterli ve doğru cinsel bilgileri alan gençlerde ergenliğe geçiş ve sonrasında uyum daha kolay olur.

 

 

ADET ÖNCESİ GERGİNLİK SENDROMU

 

 

Âdetten yaklaşık 1 hafta-10 gün öncesinde başlayan ve âdet görülmesinden çok kısa bir süre sonra biten döngüsel fiziksel ve psikolojik değişiklikler Hipokrat döneminden beri bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda kadınların % 70 -90′ında bu dönemde görülen belirtiler ve bulgular nedeni ile ruh sağlıkları ve sosyal ilişkileri olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Ancak bir çok kadın bu döneme özgü sıkıntıları kadınlığın doğal sonucu olarak katlanılması gereken durum olarak yaşamaktadır. Öncelikle aşağıda bulgu, belirti ve nedenleri kapsamlı bir şekilde anlatılan bu tablonun tıbbi ve psikiyatrik yaklaşımlarla tedavi edilebilir olduğu bilinmelidir. 
Bu sendromun ortaya çıkışına neden olabilecek kadının biyolojik, psikolojik ve sosyal-kültürel etkileşimleri ile ilgili çok değişik ve çelişkili yorumlar vardır. Başta östrojen ve prolaktin adlı cinsel hormonlar olmak üzere bir çok hormon, elektrolit yetersizliği (magnezyum eksikliği) ve vitamin eksikliği (B6 vitamini) gibi biyolojik etmenler sorumlu tutulmuşlardır.
Gelişim sürecinde erkeğin fazlası ile baskın olduğu ailelerde özellikle anne ile özdeşimde kadınlık rolünü yeterince olumlu algılanamaz. Böylece bilinç dışı olarak feminitenin reddi anlamında âdetlerin oluşumuna karşı direnme reaksiyonu olarak yaşanan hoşnutsuzluklar, âdet öncesi yaşanan gerginliğin psikolojik nedenidir. 
Ayrıca toplumun kadın ve âdet görme ile ilgili tutumları da önemli bir diğer faktördür. Kadının toplumsal rolünün değersiz bulunduğu geleneksel baskılayıcı yaklaşımların egemen olduğu sosyal şartlar içerisinde yaşayan kadınlarda âdet öncesi gerilim daha fazladır. Evlilik ve cinsel yaşamlarında doyumsuz olan, ağır çalışma şartları içerisinde yaşayan ekonomik sıkıntıları olan kadınlarda bulgu ve belirtilerin şiddeti artmaktadır. Her türlü uyum problemi, psikolojik zorlanma ve çatışmalar yaşayan kadınlarda daha yoğun yakınmalar olur.
Bu sendromun içerisinde aşağıda sayılan bir dizi belirti ve bulgular görülebilir.
Fiziksel belirtiler: Çarpıntı, terleme, titreme, başta karın ve göğüs olmak üzere bütün vücutta ödem, kilo artışı, bulantı, kabızlık, ishal ve baş ağrısı, şeker açlığı.
Psişik belirtiler: Sıkıntı, huzursuzluk, gerginlik, çabuk kızma, hassasiyet, alınganlık, tolerans eşiğinin düşmesi, ilgi kaybı, dikkatsizlik, konsantrasyon azlığı, dağınıklık, utangaçlık, sosyal geri çekilme, uykuda azalma, uyuşma, sersemlik hali, ağlama, duygusal çökkünlük, şüphecilik, intihar düşünceleri. 
En sık olarak 30 yaş civarındaki kadınlarda görülen bu sendroma ait bulgular her ne kadar kadınların %90′ında görülerek hayatlarını olumsuz etkilese de en fazla % 20 ‘sinde önemli bulgular saptanır. Ancak çok ağır bulgular %5 civarında görülür ve muhakkak acil tedavi gerektirir.
Genellikle yukarıda sayılan belirtilerle jinekologlardan yardım almak için başvuran kadınlara aslında öncelikle ciddi bir psikiyatrik değerlendirme yapılmalıdır. Bu durumla sıklıkla karıştırılan başta depresyon olmak üzere diğer psikiyatrik rahatsızlıklar elimine edilmeli ve tıbbi-psikiyatrik iş birliği içinde ele alınarak tedavi yapılmalıdır.
Tedavide başta progesteron olmak üzere hormonlar, idrar söktürücüler, ödem çözücüler, B6 vitamini, magnezyum, mizaç düzenleyicileri, depresyon önleyiciler ve sakinleştirici ilaçlar kullanılır. Kırmızı et, çay, kahve, çikolata, alkol, alımı azaltılmalı ve hafif yiyeceklerden oluşan öğünlerin sayısını artırılmalıdır. Dinlenme saatleri düzenlenmeli ve gevşeme alıştırmaları, tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Ayrıca bireysel veya grup terapileri de yarar getirecektir. Stres ve çatışmalardan uzak dinlenmeler muhakkak yapılmalı, yeterli uyku, spor sağlanmalı, ilgiler korunmalıdır.

 

                                                                                                        Prof. Dr. Ö. Ayhan Kalyoncu - İstanbul



Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Başlık
Yorumunuz:

Merhaba

Tarih boyunca bilinmeyenle mücadele etmek zorunda kalan insanlar yaşadıkları bedensel, psikolojik ve sosyal sorunlarla baş edebilme mücadelesivermişlerdir. Bu mücadele sürecinde insanların amacı belirsizliği olabildiğince ortadan kaldırmak olmuştur.
devamı..

VİDEOLAR

DUYURULAR

Prof Dr Ayhan Kalyoncu Cuma akşamı Kanal 24'te.


Prof Dr Ayhan Kalyoncu 15 Mayıs cuma günü Show Tv'de


e- bülten üyeliği

E- bülten üyesi olmak için, Facebook sayfamız https://www.facebook.com/ProfDrAyhanKalyoncu üzerinden gelen kutumuza e- mail adreslerinizi gönderebilirsiniz !


SİZDEN GELENLER

Harika bir yazı 04-02-2014
sigara hakkında da bir çalışma bekliyoruz sizden devamı...



x

Ayhan Kalyoncu Facebook'ta

Prof. Dr. Ayhan Kalyoncuy'u Facebook'ta takip edin.

Müzik Dinle Haber Güncel Haber Spor Çocuk Alerjisi