Profesör Doktor Ömer Ayhan Kalyoncu | Psikiyatrist
Facebook'ta takip edin Twitter'da takip edin RSS Servisi

Evrensel Bir Sağlık Sorunu Olarak Bağımlılık



Bağımlılık Nedir? Madde Kullanımına Bağlı Bozukluklar Nelerdir? Kimler Bağımlı Olmaya Daha Yatkın?

Tarih boyunca insanlar yaşamlarını tehdit eden sağlık sorunlarına karşı mücadele ettiler. Akıl sağlığı yerinde olan hiçbir kimse de kendisi hasta edecek bir durumla isteyerek karşı karşıya kalmaz. istemez.

Ancak durum böyle olmasına rağmen bu durumunda bir istisnası vardır. Bununda bağımlılık hastalığı olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü tüm hastalıklarda hastalar iyileşmek istemekte ve hastalık yapan etmenden uzak durmaya çalışmaktadırlar. Halbuki bağımlılık için durum böyle değildir. Her türlü kayıplarına rağmen bağımlıların sadece % 10 luk küçük bir bölümü tedavi olmak isterler. Diğerleri ise kafalarını kuma gömmeyi ve hastalıklarını küçümsemeyi yada inkar etmeyi tercih ederler.

Çoğu zaman bu hatalı davranı!a birinci derece yakınları da eşlik ederler ve hastalığı görmezden gelirler. Bu duruma kültürel etmenler, toplumsal tutumlar neden olabileceği gibi hasta yakınlarının kendi alkol veya uyuşturucu kullanımları da neden olabilir. Bağımlılık genetik yükü yüksek olan bir hastalık olduğu için hasta yakınında da görülme olasılığı yüksektir.

Özellikle son yıllarda tıp biliminde ki hızlı ilerlemeler başta geçmiş dönemlerde en önemli toplum sağlığı problemi olan enfeksiyon hastalıklarında olduğu bir çok alanda daha yüz güldürücü tedavi olanaklarını sağlamaktadır.Tabii ki hastanın tedavi olmayı istemesi şarttır. Ancak bağımlılıkta ekseriyetle hasta tedavi olmayı istememektedir. Bu durumda bağımlı sayısının yılar içerisinde artmasına neden olmaktadır.

Bağımlı hasta sayısının artmasına neden olan bir başka etmende bağımlılık yapan maddelerin ticari değeridir. Hepimizce bilindiği gibi bu maddeler çok yüksek kar oranları ile satıldıkları için her zaman artan şekilde pazarlanmaktadırlar. Her ne kadar çoğu yasal olarak satılmasa da yaygın olarak yanlış bilgilendirme propagandaları ile özellikle gençler kullanmaya teşvik edilmektedirler. Bu propagandalarda kullandıkları maddelerin etkisi ile kolayca ulaşılacak zannedilen mutluluk, huzur, rahatlama, aldırmazlık, neşe, eğlence ve hatta seksten bahsedilir. Bunlara şarkılarda, kitaplarda, resimlerde, filmlerde, söylentilerde, her yerde, her zaman rastlayabilir, okuyabilir, duyabilir, izleyebilir, takip edebiliriz. Bazen bir gazetede, bazen bir televizyon filminde, bazen bir arkadaş sohbetinde, bazense yanlış yazılan bir reçeteden dolayı doktor ofisinde bunlarla karşılaşabiliriz.

Ülkemizde yapılan çalışmalara göre son yıllarda madde kullanım yaygınlığının giderek arttığı rahatça söylenebilir Ancak yine de Avrupa ülkeleri veya Amerika Birle!ik Devletleri ile karşılaştırıldığında madde kullanım yaygınlığının ülkemizde daha düşük olduğu dikkat çekicidir. Her ülke karşı karşıya olduğu alkol ve uyuşturucu sorununun ayrıntıların farkında olmalı ve vatandaşlarımız için en iyi faydayı sağlayabileceğine inandıkları önlemeye yönelik çalı!maların uygulanması için kararları almalı, öncelikleri harekete geçirmelidirler. Ayrıca dünyamızda alkol ve uyuşturucu kullanımını azaltmak için de diğer ülkelerle bilgi paylaşımı yaparak işbirliğine girmeliler. Aksi halde her geçen gün hızla artan alkol ve uyuşturucu kullanımı evrenimizi saracaktır.

MADDE KULLANIMINA BAĞLI BOZUKLUKLAR

Yaşamın her hangi bir döneminde çeşitli nedenlerle ve özellikle de çevreye uyum veya kısa süreli haz arayışı ile madde kullanımı deneyimini neredeyse herkes yaşayabilir. Bu durum nadiren az miktarda alkol almak, birkaç kez tütün içeren sigara içmek yada her hangi bir sağlık sorunu nedeni ile doktorunuzun önerdiği sakinleştirici ilaç olabilir. Tabii ki her madde kullanımı davranışını tıbbi bir tanı ile özdeşleştirmemek gerekir. Madde kullanmaya başlayan bazı kişiler sadece rast geldikçe kullanmaya devam ederler. Ancak bazıları da kendilerini canlı hissedebilmek için madde kullanmaya gerek duyan bağımlılar haline dönüşürler.

Madde kullanımına bağlı bozukluklar başlığı ele alınacak olan tanılar ve tanımların arasındaki sınırlar çok açık değildir. Ancak tıp profesyonelleri bir kriter seti kullanarak bu kategorileri birbirinden ayırırlar. Yazar ile okurlar arasında terminoloji bütünlüğünün sağlanması ve kitabımızın bundan sonraki bölümlerin daha iyi anla!ılması için madde kullanımına bağlı bozukluklar başlığı altında verilenen tanımlar ve tanılar burada açıklanacaktır.

Tanılar ve Tanımlar:

Madde : Halk arasında uyu!turucu olarak da adlandırılan alkol, esrar, eroin, kokain,amfetaminler, tiner, tütün gibi başka kullanım alanları da olsa bile kişiler tarafından ruhsal ve fiziksel bazı etkilerini yaşamak için kullanılan, bedensel, ruhsal ve toplumsal boyutlarda ciddi zararları olan ajanlardır.

Kötüye Kullanım: Temel özelliği olarak kullanıcı kişide zararlı sonuçlara yol açan madde kullanımı olarak tanımlanır. Bir başka tanımı ise ilgili maddenin tekrarlı kullanımı sonucunda belirgin olumsuz sonuçları ile kendini gösteren madde kullanım örüntüsüdür.

Bu tanı başlığı altında ele alınacak olan maddenin kullanım örüntüsü bağımlılık ölçütlerini şimdilik karşılamadığını ancak bağımlılık tanısı için öncül olabileceğine dikkat etmemiz gerekir. Ayrıca bu tanı içine bağımlılık yapmayan çok çeşitli ilaçların kullanımları ve geleneksel tedaviler dahil edilebilir. Burada özellikle doktor kontrolü olmaksızın alınan antidepresanlar, laksatifler, ağrı kesiciler, antiasitler, vitaminler,sedatifler ve hormonlar gibi ilaçları ele alabiliriz. Ayrıca bu gruba belirli bitkisel ve geleneksel tedavilerle bağımlılık yaratmayan idrar söktürücüleri de ekleyebiliriz.

Klinik tıpçılar, madde kötüye kullanımı tanısını koyarken bir ki!inin son 12 aylık dönemde aşıdaki durumlardan bir ya da birden fazlasının ile kendini gösteren klinik açıdan belirgin bozulma yada sıkıntıya neden olan uygunsuz madde kullanım örüntüsüne bakarlar:

1. Yükümlülükleri yerine getirmemek; örneğin okula veya işe gitmemek, ev halkını ihmal etmek.

2. Umursamaz hareketler yapmak; örneğin içkiliyken araba kullanmak.
3. Yasal sorunlarla karş
ılaşmak; örneğin tutuklanmak.
4. Kiş
isel sorunlara; örneğin partneriyle olan kavgaya rağmen madde kullanmaya devam

etmek.

Bağımlılık: Çok daha ciddi bir durumdur. Bağımlılık için daha önceden değer verilen davranışların yerine bir veya daha fazla maddenin kullanımı çok daha büyük bir öncelikle geçmesine neden olan davranış örüntüsü diyebiliriz. Bağımlılık davranışı mutlak değildir ve farklı derecelerde niceliksel bir fenomendir. İyileşme ve tekrarlama dönemleri ile seyredebilen kronik bir hastalıktır.

Bağımlılığın bir başka tanım da temel özelliği madde kullanımına bağlı belirgin sorunlara rağmen kişinin madde kullanımını sürdüreceğine işaret eden bilişsel, davranışsal ve psikolojik belirtiler göstermesidir.

Tıp profesyonelleri bağımlılık tanısı koymak için yine son 12 aylık bir dönemde, iki fizyolojik faktörü ve beş davranış kalıbını içeren bir setten üç veya daha fazla kriterin karşılanıp karşılanmadığına bakarlar. Tolerans gelişimi veya geri çekilme belirtilerini saptamak tek başlarına bağımlılık tanısı koymaya yetmez. Bütün davranışsal işaretler her maddenin kullanımı ile beraber ortaya çıkmaz.

Fizyolojik Faktörler:

1. Tolerans gelişimi:Kullanıcın aynı miktarda madde alması durumunda giderek etkinin azalması yada istenilen etkiyi sağlamak yada sarhoş olmak için artan miktarlarda madde alma gereğini hissetmesidir.

2. Çekilme belirtileri görülmesi: Madde kullanmaya son verildiğinde fiziksel yada psikolojik bulguların ortaya çıkması yada bu bulgular ortaya çıkmasın diye aynı maddeyi almaya devam etmektir.

Davranış Kalıpları:

  1. Madde kullanmaya bir kez ba!layınca duramamak.

  2. Kendi koyduğu sınırları aşmak.

  3. Başka aktivitelere ayrılan zamanı kısmak.

  4. Madde kullanmaya veya elde etmeye aşırı zaman harcamak.

  5. Ruhsal yada fiziksel sağlığın kötüleştirmesine rağmen maddeye devam etmek.

Çekilme Belirtileri : Uzun süreli madde kullanımından sonra aniden azaltılması ya da bırakılması halinde ortaya çıkan bir takım fiziksel ve ruhsal belirtilerle karakterize bir
dönemdir. “Yoksunluk dönemi” diye adlandırılan bu dönemde görülen bulgu ve belirtiler kullanılan maddenin cinsine, tüketilen miktara, kullanım süresi ve şekline göre değir. Hekim müdahalesi ve hastane tedavisi gerekebilir. Uzun süreli ve yüksek dozda madde kullanımından sonra bırakma niyeti olursa öncelikle bir hekime danışılması önerilir .

Zehirlenme (Entoksikasyon): Sarho!luk durumu olarak bilinen bu tablo, kullanılan maddeye bağlı olarak kötü uyum göstermeye neden olan istenmeyen etkilerin ortaya çıkarmasıdır.Yalnız bir davranışın kötü uyum özellikleri taşıyıp taşımadığını davranışın sergilendiği topluma ve çevreye göre değerlendirmek gerekir. Örneğin alınan alkol kişiyi biraz konuşkan hale getirip sosyalleşmesine neden oluyorsa yada bir aile toplantısında hafif denetimsiz kılıyorsa bunu kötü uyum gösteren davranış olarak değerlendirmemiz gerekir. Ama aynı davranışlar resmi toplantılarda uygunsuz olabilir.

Madde Kullanımı ile Tetiklenmi$ Bozukluklar: Bu kategoride madde kullanımına bağlı tetiklenerek ortaya çıkan entoksikasyon ve çekilme belirtilerine ek olarak organik ruhsal bozukluklar olarak adlandırılan yine madde kullanımı ile tetiklenen bunama, unutkanlık, duygudurum bozukluğu, kaygı bozukluğu, psikotik bozukluk, cinsel bozukluk ve uyku bozukluğu bulunmaktadır.

Bırakma : Bağımlılık yapan maddeyi kişinin artık kullanmamasıdır. Bağımlılık tedavisinin en önemli aşaması olan bu durumu sürdürebilmek önemlidir. Ancak tekrar

aynı veya benzeri bir madde kullanırsa bağımlılık durumu aynı şekilde veya daha kuvvetlenerek devam eder. Özellikle maddeyi bıraktıktan sonraki geçen ilk bir yıllık süre tekrar ba!lama açısından yüksek riskli bir dönemidir ve çok dikkatli olunması gerekir.

Nüks Etme (Relaps) : Sürçme veya kayma olarak terimlerini de kullanabiliriz. Bir maddeyi bırakıldıktan sonraki dönemde yeniden kullanmaya başlama anlamına gelir. Hastalığın seyri ve tedavi açısından çok önemli olan bu dönem için bilinmesi gereken en önemli şey hemen bir bağımlılık uzmanına danışılması gerektiğidir. Bağımlılık düzeyinde kullanılan madde bırakılınca tek bir kullanımla tekrar başlamanın yine bağımlılığı gündeme getireceği bilinmelidir.Tekrar tedaviye başlama ne kadar geciktirilirse sonrasının da o kadar güç olacağı akıldan çıkarılmamalıdır. Yani tek bir kullanım sonrası hemen bağımlılık uzmanına ba!vurularak tedavi tekrar sürdürülürse risk azaltılır aksi halde tek bir kullanım tekrarlayacak ve arkadan büyük felaket gelecektir.

MLER BAĞIMLILIK RİSKİ TAŞIR?

Bağımlılık çok yaygın bir hastalıktır ve oluşturan tek bir sebep yoktur. Hastalığı oluşturan sebepler, bu hastalığa yakalanan insan sayısı kadar çeşitlilik gösterir. Bazen günlük hayatımız içerisinde herhangi bir yerde örneğin yolda yürürken sarhoş yada uyuşturucu çekmiş birilerini görürüz. Hemen, “Bu benim yada yakınlarımın başına hiçbir zaman gelmez” diye düşünürüz. Ama aradan çok geçmeden tanıdığımız birinin bağımlılıkla savaştığı gerçeği ile sarsılırız.

Her cins ve yaş grubunun risk altında olmasıyla birlikte her ekonomik seviye ve etnik gruptan insan bağımlılığa yakalanma konusunda riskini taşır.Kimse benim ve yakınlarım için böyle bir risk yok dememelidir. Yoksa gerçeği görmekten kaçar ve sorunu ancak çok ilerlediğinde mecburen kabul etmek zorunda kalırız. Bu da çok daha fazla komplikasyon yaşanmasına ve sorunun daha zor ve hatta hiç çözülmemesine neden olur.

Başka hastalıklarda da olduğu gibi, bağımlılık konusundaki savunmasızlık insandan insana değir. Bağımlıların birbirinden farklı olmalarına rağmen yine de aralarında bazı ortak özellikler gösterirler. Risk faktörleri bir kişi için ne kadar yüksek olursa o kişinin aldığı alkol ve uyuşturucunun bağımlılığa dönüşme olasılığı da o kadar yüksek olur.

Burada temel nokta madde kullanım davranışının kendisidir.Kişinin madde kullanma kararını; ruhsal durumu ve bireysel yatkınlığı kadar aile ve yakın çevresinin etkisi, akranlarının davranışları, içinde bulunduğu toplumun kültürel özellikleri ve tutumu, kanunlar, maliyet ve bulunabilirlik etkilemektedir. Bireysel yatkınlık ve ruhsal durum bağımlılık gelişiminde daha önemli belirleyiciler oldukları halde toplumsal ve çevresel etmenler kullanımın devam ettirilmesini sağlarlar. Bireysel yatkınlığın belirleyicileri erken öğrenme, gelişimsel olaylar ve biyolojik faktör olan genetik mirastır. 

Prof. Dr. Ö. Ayhan Kalyoncu



Yorum Yaz

Adınız Soyadınız
Email Adresiniz
Başlık
Yorumunuz:

Merhaba

Tarih boyunca bilinmeyenle mücadele etmek zorunda kalan insanlar yaşadıkları bedensel, psikolojik ve sosyal sorunlarla baş edebilme mücadelesivermişlerdir. Bu mücadele sürecinde insanların amacı belirsizliği olabildiğince ortadan kaldırmak olmuştur.
devamı..

VİDEOLAR

DUYURULAR

Prof Dr Ayhan Kalyoncu Cuma akşamı Kanal 24'te.


Prof Dr Ayhan Kalyoncu 15 Mayıs cuma günü Show Tv'de


e- bülten üyeliği

E- bülten üyesi olmak için, Facebook sayfamız https://www.facebook.com/ProfDrAyhanKalyoncu üzerinden gelen kutumuza e- mail adreslerinizi gönderebilirsiniz !


SİZDEN GELENLER

Harika bir yazı 04-02-2014
sigara hakkında da bir çalışma bekliyoruz sizden devamı...



x

Ayhan Kalyoncu Facebook'ta

Prof. Dr. Ayhan Kalyoncuy'u Facebook'ta takip edin.

Müzik Dinle Haber Güncel Haber Spor Çocuk Alerjisi