Profesör Doktor Ömer Ayhan Kalyoncu | Psikiyatrist
Facebook'ta takip edin Twitter'da takip edin RSS Servisi

BAŞLARKEN


BAŞLARKEN
Mahvolmuş hayatlar olağandır,
Ancak mahvolmuş hayatlar bizimki olduğunda
İşte o zaman farkına varırız
İntiharların ayyaşların hapishane kuşlarının
Uyuşturucu müptelaları ve benzerlerinin
Varoluşun
Menekşeler kadar
Gökkuşağı kasırga
Ve tamtakır mutfak dolabı kadar
Bir parçası olduklarını

Charles Bukowski

İnsanoğlu, tarih boyunca yeryüzü cenneti yaratmanın araçları ellerinin altındayken kısa ve kestirme yoldan rahat ve kolay elde edilen mutluluğun peşinde koşmuştur. Günün şartlarına göre değişen çeşitli maddeler kullanarak beyinlerinin normal çalışmasını engelleyerek kısmen ya da tamamen farklı bir algılama içine girerek kurdukları plastik düşlerle günlük ve yaşamsal sorunlarından kaçarak geçici mutluluklara ulaşmaya çalışmışlardır.

 

Kullanıcılar, kullandıkları alkol ve uyuşturucu maddeler üzerinde ne kadar felsefe yapmaya çalışsalar, hiç bir zararını değil hatta faydasını gördüklerini ve kendilerini iyi hissettiklerini iddia etseler de gerçek tamamen farklıdır. Bu maddeler çoğu zaman sinsi bir yöntem izleyerek kullanıcıları bağımlı yapar ve böylece gerek beden ve ruh sağlıklarını gerekse sahip oldukları birçok değeri, ailelerini, sevdiklerini, arkadaşlarını hatta yıllarca çaba sarf ederek edindikleri birçok beceri ve birikimin yok olmasına neden olurlar. Çoğu zaman da kullanıcılar kendilerini felakete sürükleyen bu olumsuz süreci çok geç fark ederler.

 

Çağımızın en önemli sağlık probleminin alkol ve uyuşturucu kullanımı olduğunu artık hepimizin fark etmesi gerekmektedir. Ülkemizde yapılan bilimsel çalışmalar ve narkotik kayıtları “uyuşturucu kullanımının giderek daha genç yaşlara doğru indiği ve hızla arttığı” gerçeğini ortaya koymaktadır.

 

Bu güzel vatanımızın Asya'yla Avrupa'yı birleştiren coğrafi konumu, ne yazık ki  doğudan batıya uyuşturucu trafiğin de  bir köprü görevi yapmasına neden olmuştur. Özellikle geçen bin yılın son 20 yılında yaşanan siyasi ve ekonomik düzensizlikler ile birlikte artan terörizm ülkemiz üzerinden yapılan uyuşturucu trafiğinin artmasına neden olmuştur. Uluslararası suç ve terör örgütlerinin "silah-uyuşturucu " değişiminden sızan eroin başta olmak üzere her çeşit uyuşturucu, ülkemizde giderek artan bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

 

Ülkemizde bu güne kadar uyuşturucu kullanımının yaygınlığını saptayacak çok geniş kapsamlı bir epidemiyolojik çalışma yapılmış olmamasına rağmen kısıtlı çalışmalardan yola çıkarak yaptığımız tahmine göre ülkemizde 80,000 ila 100,000 arasında insanımız eroin, kokain ve extacy gibi ağır uyuşturucuları düzenli kullanmaktadır. Buna alkol hariç esrar ve diğer uyuşturucu kullananları kattığımızda sayı 500.000 civarına ulaşır.

 

Ayrıca her ne kadar tarih boyunca her kültürde en yaygın kullanılan uyuşturucu olsa da alkolün de zararlarını kolay kolay saymakla bitiremeyiz. Diğer uyuşturucularda olduğu gibi alkolün de kullanım oranlarını insan topluluklarının genetik ve sosyokültürel özelliklerinin etkilediğini biliyoruz. Bizim gibi nüfusunun büyük çoğunluğunun dini İslam olan toplumlarda alkol tüketimi Batı ülkelerine nazaran daha az olsa da yine de özellikle son 30 yılda değişen sosyal değerler nedeniyle kullanım artmaktadır. Artık günümüzde televizyondan izlediğimiz Amerikan dizilerinin etkisi ile olsa gerek eve ziyarete gelen misafirlere bile “Çay veya kahve alır mısınız?”  yerine “Ne içersiniz?” diye alkollü içecekleri ima eden soru ile sıklıkla karşılaşmaktayız.  Değişen sosyal değer yargılarımızın etkisi ile alkol problemi olan insanlarımızın sayısı hızla artmaktadır. Bu durum tedavi için bağımlılık tedavi kliniklerine başvuran hasta sayısına da ciddi bir şekilde yansımıştır. Özellikle son 10 yılda yoğun alkol tüketimi nedeni ile tedavi için kliniğimize başvuran kadın hastalarımızın sayısı 2 katına ulaşmıştır.  

 

Alkol ve uyuşturucu kullanımının neden olduğu sorunların bazılarını sıralarsak  konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. Kullanıcılarda bunama ve akıl hastalıklarının oluşması, özellikle AİDS ve sarılık başta olmak üzere birçok bulaşıcı hastalığın yaygınlaşması, karaciğer, damar ve beyin tutulumları ile ortaya çıkan organ ve sistemil hastalıklar, alkol veya uyuşturucu madde etkisi altındayken oluşan kaza ve yaralanmalar, aşırı dozdan ölümler gibi çeşitli sağlık problemlerin yanı sıra işgücü kaybı, ailelerin parçalanması, yasadışı yollara yönelme gibi sosyoekonomik kayıplar ilk aklımıza gelenlerdir. Bunları kolayca çoğaltabiliriz. Kısaca alkol ve uyuşturucu kullanımının çok ama çok ciddi bir biyo-psiko-sosyal sorun olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. 

 

Evet bu durum sadece bizim ülkemiz için değil tüm dünya için çok ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Özellikle uyuşturucu kullanımına bağlı problemleri bizden çok daha önce yaşayan ve başlangıçta duyarsız kalan batı ülkeleri çözümler aramakta geciktiler. Şimdi ise çaresizce, hatta çırpınarak kayıplarını telafi etme çabası içine girdiler. Buldukları en etkili çözüm ise uyuşturucuları kullananlara kontrollü olarak uyuşturucuyu kendilerinin vermesidir. Böylece bulaşıcı hastalıkları, ölümleri, suçu ve ticareti önlemeye çalışmaktadırlar. Ancak ülkemizde alkol ve uyuşturucu kullanımı konusu ne kadar ciddi olarak ele alınmaktadır diye bir sorgulama yaparsak, sonuç çok da iç açıcı değildir. Ne yazık ki ülkemizde de özellikle gençlere ve ailelere yönelik uyuşturucuya karşı bilgilendirici ve önleyici çalışmalar yeterince yapılmamaktadır. Bu da tehlikenin giderek büyüyebileceğini göstermektedir.

 

Yazımın başlangıcına koyduğum, yaşamı sürecinde kendisinde alkol ve uyuşturucu kullanımı ile ilgili sorunları olduğunu bildiğimiz ünlü Amerikalı şair ve yazar Charles Bukowski’nin şiirinde yazdığı gibi belki başkalarını düşündüğümüz zaman mahvolmuş hayatlar bize olağan gelebilir. Ama, eğer “mahvolan hayatlar”, kendimizin, eşimizin, sevgilimizin, çocuğumuzun, babamızın, annemizin, kardeşimizin, kuzenimizin, dayımızın, komşumuzun veya bir dostumuzun hatta bir iş arkadaşımızın hayatı ise artık olağanlıktan çıkıp kötü kaderimiz ya da makus talihimiz haline gelebilir.

 

Ailenizden biri ya da bir başka sevdiğiniz kişinin bağımlı olduğunu öğrendiğinizde artık sizin de hayatınız değişmiş olacaktır. Bağımlılık hakkında ne biliyorsunuz? Bu sorunla baş etmek için ne yapabilirsiniz? Kime başvuracaksınız? Bu ve benzeri soruların daha önce sizin için hiçbir anlamı olmasa da artık yaşamınızda çok önemli hale gelmiştirler. Paniğe ve endişeye kapılmanız size ve yakınınıza yarar sağlamayacaktır.

 

Bu önemli soruna çözüm arayışınız sürecinde en doğru, çağdaş ve yeni bilgilere ulaşacak güncel bir kaynağa ihtiyacınız olacaktır. Bu kaynak size bağımlılığın ne olduğunu, nelerin bağımlılık yaptığını, bağımlılık sürecinin nasıl geliştiğini, bağımlı hastaya yaklaşımın nasıl olacağını ve tedaviye nasıl yönlendirileceğini, en iyi tedavi seçeneklerinin neler olduğunu, kimlerden yardım alabileceğinizi, alacağınız bu tedavi hizmetinin gizliliğini ve maliyetlerini yeterli şekilde anlatabilecek olmalıdır.Ya da risk altında olduğunu bildiğiniz çocuklarınızla alkol ve uyuşturucu hakkında neleri, nasıl konuşacağınızı nasıl öğreneceksiniz? Peki. Böyle bir kaynak elimizde var mıdır? Ne yazık ki ülkemizde yayınlanmış yeterli kaynak yoktur.

 

Tıp fakültesinden mezun olduktan sonra 2 yıl mecburi hizmetimi tamamlayıp ihtisas yapmak için başladığım psikiyatride geçen 23  yıllık meslek hayatımda ağırlıklı olarak bağımlı hastaların tedavileri için çalıştığım. Bu süre içerisinde binlerce bağımlı hasta ve onbinlerce bağımlı yakını gördüm. Gerek hastalar gerekse yakınları çok ciddi bir sorunla karşı karşıya kalmalarına rağmen sorunun tanımı ve ne yapılması gerektiği hakkında yeterli bilgi sahibi değillerdi. Sadece kulaktan dolma bilgilerle çözüm arayışı içindeydiler. Tabii ki hasta ve yakınlarını sadece bilgilendirme için geçen süreç bile hekimin, hastanın ve yakınlarının zaman kaybına neden olmakta ve tedavi sürecini aksatmaktadır. Birçok hasta ve yakını bu süreçte yeterli bilgilendirme kaynağına ulaşamadığı için ya tedavide geçikmekte ya da tedavi olamamaktadır.

 

Çağımız bilgi çağı olup her konuda güncel bilgiye internet üzerinden ulaşabilmekteyiz. Fakat bu bilginin lisanı genellikle İngilizce olup ülkemiz gerçeğini yansıtmamaktadır. Bunun içinde her zaman kolayca ulaşabilecek kapsamlı bir kaynak kitap oluşturma isteğini hep duymuşumdur. Bugüne kadar aynı klinik ve üniversitede birlikte çalıştığım meslektaşlarımla daha ziyade bağımlılığı anlamaya çalışmak ve yeni tedaviler geliştirmek üzerine bilimsel çalışmalar ve yayınlar yaptık. Şimdi ise alkol ve uyuşturucu kullanan hastalarımla geçen 23 yıllık klinik deneyimlerimi ve akademik birikimimi aktardığım bağımlılık konusunda akla gelebilecek her türlü sorunun yanıtını içeren her zaman el altında bulunabilecek ve danışılabilecek okunması kolay, kapsamlı bir kaynak olan “Plastik Düşler” isimli kitabı hazırladım. 

 

“Plastik Düşler” isimli kitabı yazarken, okuyucunun baştan sona bir roman gibi eline alıp tamamını hiç atlamadan okuyacağı bir kitap olacağını düşünmedim. Onun için de bütün bölümler ayrı ayrı okunabilecek şekilde düzenlenmiştir. Bu nedenle bazı teknik bilgiler kitabın değişik yerlerinde farklı anlatımlarla tekrarlanmıştır. Bunun amacı sadece bir bölümü seçip okuyan bir okuyucun, konuyu anlamasını kolaylaştırmaktır. Ancak bu durum kitabın tamamını okuyanlara sıkıcı gelebilir ama yine de tekrarlamaların öğretici olması gerekçesiyle yararlı olabileceğini düşünüyorum.

 

Bu kitabı hazırlarken hiçbir kaynaktan doğrudan alıntı yapmadım. Bunun için de kitabın sonunda verdiğim kaynaklar listesi spesifik olarak belirli bir bölüm için referans oluşturmazlar ancak yine de kitabın yazılmasına yardımcı olan bilgi birikimine katkı sağlamışlardır.

 

Her ne kadar kapsamlı bir kitap olması için 2 yıllık yoğun bir çalışma ile bu kitabı hazırlamış olsam da özellikle başta görsel materyal bakımından olmak üzere yine de çok eksiği olduğunu düşünüyorum. Ancak birinci baskı için olan bu eksiklerin, yapılmasını arzuladığım ileriki baskılarında azaltılacağını düşünüyorum. Bunun için de okuyuculardan geri bildirim alma gereksinimim olduğu bildiğimden, lütfen kitap hakkındaki düşüncelerinizi  ve sorularınızı akalyon@superonline.com adresine mail ile göndermenizi rica ediyorum.

 

Tüm okuyucularıma ve yakınlarına her türlü alkol ve uyuşturucudan uzak ayık, sağlıklı ve mutlu günler dilerim.   

 

Prof. Dr. Ö. Ayhan Kalyoncu

 

     




Merhaba

Tarih boyunca bilinmeyenle mücadele etmek zorunda kalan insanlar yaşadıkları bedensel, psikolojik ve sosyal sorunlarla baş edebilme mücadelesivermişlerdir. Bu mücadele sürecinde insanların amacı belirsizliği olabildiğince ortadan kaldırmak olmuştur.
devamı..

VİDEOLAR

DUYURULAR

Prof Dr Ayhan Kalyoncu Cuma akşamı Kanal 24'te.


Prof Dr Ayhan Kalyoncu 15 Mayıs cuma günü Show Tv'de


e- bülten üyeliği

E- bülten üyesi olmak için, Facebook sayfamız https://www.facebook.com/ProfDrAyhanKalyoncu üzerinden gelen kutumuza e- mail adreslerinizi gönderebilirsiniz !


SİZDEN GELENLER

Harika bir yazı 04-02-2014
sigara hakkında da bir çalışma bekliyoruz sizden devamı...



x

Ayhan Kalyoncu Facebook'ta

Prof. Dr. Ayhan Kalyoncuy'u Facebook'ta takip edin.

Müzik Dinle Haber Güncel Haber Spor Çocuk Alerjisi